PROJE GEÇMİŞİ

ÜLKE GEÇMİŞİ


AB, iklim eylemleri kapsamında iddialı bir gündemi benimsemiş ve 2012 yılının sonuna kadar Kyoto protokolü kapsamında, 1990’lı yılların seviyelerine kıyasla sera gazı emisyonlarını (GHG) %8 oranında azaltmayı başarmıştır. 2007 yılında AB, 2020 yılının sonuna kadar sera gazı emisyonlarını (GHG) %20 oranında azaltma hedefiyle iklim ve enerji paketini benimsemiş, enerji tüketiminin %20’sinin yenilenebilir kaynaklardan gelmesi ve enerji verimliliğini arttırmasıyla elde edilecek seviyelere nazaran birincil enerji kullanımını %20 azaltmak için hedefler belirlemiştir. AB tarafından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) sunulan Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı’ya göre (INDC) AB, 2030 yılına kadar yerel sera gazı emisyonlarının en az %40’ını 1990’lı yılların seviyesinin altına düşürmek için bağlayıcı, ekonomik çapta bir hedef belirlemiştir, ki bu da 2050 Yol haritasında belirtildiği gibi AB’de düşük-karbon ekonomisine yönelik uzun vadeli vizyona karşılılık gelmektedir.

Türkiye’nin Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkısında (INDC) belirtildiği üzere “2030 Yılına Kadar sera gazı emisyonlarında baz senaryo (BAU) seviyesinden %21’e Varan Bir Azalma” hedeflenmektedir.

Katılım Öncesi Mali Yardım (IPA) Planlama Belgelerinde; “Bu sektördeki amaç, Türkiye’nin katılımıyla birlikte AB çevre ve iklim değişikliği mevzuatına tam olarak uyması, gerekli yatırımlar da dahil olmak üzere ilgili tüm Direktiflerin ve mevzuatın benimsenmesini gerektirir”. ibaresi bulunmaktadır. Bu amaca yönelik gelişimleri ölçen indikatörlerden biri “AB gerekliliklerini yakınsayarak ve diğer sektör politikalarını göz önüne alarak iklim değişikliğinin hafifletilmesi ve uyumlaştırılması için alınacak önlemlerin geliştirilmesidir”.

Maliyet, emisyon ve azaltım potansiyellerinin belirlenmesi, uzun vadede düşük karbonlu kalkınma stratejisi için çözümsel taban geliştirilmesiyle birlikte önerilen projenin; iklim, büyüme ve enerji güvenliği konularında uzlaşmak ve tabii ki bu sektörlerin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla bina, ulaşım, atık, tarım gibi sektörlerdeki iklim değişikliği konularını göz önüne alınmasında motivasyon sağlayacağı ön görülmektedir.

  • Mevcut stratejilerin gözden geçirilmesi
  • Yasama boşluk analizi
  • AB iklim müktesebatı için düzenleyici ve sektörel etki değerlendirmesinin hazırlanması
AB mevzuatına ve Paris Antlaşması’nın amaç ve niyetlerine uymak için önemli bir adım olacaktır.

Sektördeki mevcut durum


Kyoto protokolü kapsamında Türkiye’nin emisyon azaltımı hedefleri bulunmamaktadır fakat sözleşme taraflarından biri haline gelindiğinden beri ulusal bildirim dokümanları hazırlanmış ve hükümet tarafından sunulmuştur. İktisadi Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkeleri ile BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Ek 1 ülkeleri arasında, Türkiye’de kişi başına düşen sera gazı emisyonları, tarihsel sorumluluk ve kişi başına birincil enerji tüketimi bakımından en düşüktür olanıdır. 2009 yılında kişi başına düşen enerji sektörü sera gazı (GHG) emisyonları 3.7 ton karbon dioksit (CO2) eşdeğeri (OECD ortalaması 10.6 ton ve dünya ortalaması 4.4 tondu) idi.


Kaynak: Türkiye'nin İklim Değişikliği üzerine 6. Bildirim Raporu (BMİDÇS)

Türkiye küresel çabalara katkı yapmak amacıyla iklim değişikliği etkisinin azaltılmasına yönelik kendine ait özel koşulları ve kapasitesini dikkate alarak Ulusal İklim Değişikliği Stratejisini (UİDS) geliştirmektedir. 2011-2023 yılları için sera gazı emisyonlarının kontrolü ve iklim değişikliğine adaptasyon üzerine stratejik prensipleri ve hedefleri içeren Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı (UİDEP) Temmuz 2011’de yayımlanmıştır. UİDEP’nin amaçları 2023 yılına kadar 2008 yılına kıyasla birincil enerji yoğunluğunun %20 oranına kadar azaltılması ve elektrik üretimi için yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılmasıdır.
UİDEP; enerji, bina, ulaşım, endüstri, atık, tarım, arazi kullanımı ve orman, iklim değişikliğine adaptasyon ve ilgili konuları içermektedir.